uzaklığın yakınlık mertebesi.
o çok sevdiğin kazağının annen tarafından sana küçük geldiği gerekçesiyle senden habersiz başka birine vermesi gibi,içinde oluşan koca bir boşluk.nefesini hissedebilirsin
uzakta değil çünkü nefesi,nefesinde..
nasıl bir yürek bu?
umutlu bir halde tutunuyor sevgisine..
her ne kadar 'anladım' diyebilse de anlamıyor bir türlü
aslında anlıyor da anlamak istemiyor belki
kim bilir?
bir şeyler yazmak diyorum, bir şeyleri yaşatmak
bir şeylere alışmaya çalışmak,bir şeylere alışamamak
..
bir şeyleri hissetmek,
ölmek,
doğmak,
yeniden yaşamak.
kokusuyla yaşamak bir insanın,
kokusunu burnunda tüttürmek
sigarayla eş değer mi bilmem kokusuna olan bu denli tiryakiliğim?
koca bir şehirde küçük insanlar var iken,küçük bir şehre koca insanlar sığdırmak ne kadar zor olabilir?
koca insanlar;kocaman mutluluklar demek
kocaman hüzünler demek
kocaman umutlar demek
kocaman sevgiler demek
kocaman aşklar demek
kocaman vefalar demek
kocaman bir adam demek
kocaman..
bir şehri sevmesi için insanın güzel olmasına ihtiyaç yok
bir rengi sevmesi için de parlak,
bir düşe aşık olması için hayale,
bir umuda koşması için ayaklarına..
evet,ihtiyaç yok.
bir kaç hayalle bavulunu topladı.gideceği yeri bilmeden yatıyordu yatağında.bavulunu kapattığında uyumak istiyordu.bavulunu kapatmak istemiyordu.bavuluna sığmayan tonla acı vardı.onları öksüz bırakmayı beceremezdi.yeni bir bavul çıkardı ve yine sığdıramadı acılarını.üçüncü bir bavulun sonunda bu kez de mutluluklarını toplamak istedi, öyle çoktular ki..
kadın yorgun düşmüştü, bavullarını sürükleyip kapının önüne geldi. veda etme vakti idi.
veda?
hepsi,her şey onunla geliyordu.yaşatacak tonla anı.yaşayacak tonla his.
hiç birini öksüz bırakmayacak kadar sevgi doluydu kadın.
uzunca bir tren yolunu yürüdü,
yanından trenler geçti
yanından tonla insanın hayali geçti
yanından penceren el sallayan çocuklar geçti
yanından çocukları düşecek endişesi ile çocuklarını hızla içeri çeken anneler geçti
yanından bir ömür geçti
bebeği,
çocuğu,
genci,
orta yaşlısı,
yaşlısı.
hepsi geçti ve gitti.
sahi,
hepsi gidecek miydi?
varacak mıydı umutlarına?
''bu ne hayal dünyası böyle!'' dedi adam, ''artık gerçek dünyaya dön,bunların hiç biri gerçekte olmaz.bu kadar derin yaşanmaz'' diye de ekledi.
kadın gülümsedi, gerçek bir dünyası yoktu.gerçek bir dünya da oyalanmak yerine yeni bir dünya da iki kişilik hayat sürüp gidiyordu.
kadın ve bavulu.
onlara eşlik edecek km'lerce yol
km'lerce dağ,taş
..
belki de yeşil bir bitki,
henüz solmamış
henüz incinmemiş bir bitki
henüz üzerinde ki minik dikenlerden arınmamış,yapraklarının uç kısımları kurumamış ve susuzluğu tatmamış bir bitki.
sahii
bir bitki gibi
henüz,
..
henüz,
yaşamamış bir tohum gibi ..
bir bavul ve bir kadın,
fazla uzağa gitmiş olamazlar!



0 yorum:
Yorum Gönder