10 Ocak 2014 Cuma

Duraklı Söyleyişler


I.
Dudaklarını büzüşünden bildim
Çaresizce çırpınışını
Susmak bilmeyen kornalar misali
Hayata haykırışını.
Ah benim bakışı mahzun
Yüreği masum bir serçe misali çırpınıp duran yarim
Annem, biriciğim.
Solan dünümün
Doğan günümün mimarı
Şahım
Çektiğim acılar içinde ki ah'ım!
Güleç yüzlü kır çiçeğim,
Ne zaman duracak bu dünya?
Sorarım, bilmezsin.
Nasıl dinecek acım? desem
Yüzün ekşitir, acılarını alnındaki çizgilere yüklersin.
Bin yıl geçer,
Bir dün,
Bin gün yitirir insan.
Ellerin boyu uzayıp giden yollar
Rüzgarda salındıkça saçlarına dolanırlar
İncinir bir çocuğun narin dizleri
İncinir bir adamın çocukça sakladığı o narin şayet bilinmeyen yüzleri.

II.
Dünyaya kıyısı olan bir gökdelen dik bana hakim bey!
Yahut yapamıyorsan da
Bir yasa koydur yürürlüğe
Sürsün gitsin bulutlara bedenim dışındaki pencerelerden hüznüm.
Biriktikçe acılarım, yürüdüğüm yollar boyu kendime güldüm.
Oysa annem derdi diye başlayan cümlelerimin onda biri kadar hürdüm.
Bir pençe
ve
Bir sapan
Kanlı biten oyunlar arasında ki içime halatlarla bağlanan hayali sancılar
Umuda bağlanmalarımdan daha gürdü.
Bir de baktım ki ne dünü ne bugünü yaşadım diyemeden öldüm.

III.
Büyük yıkıntılar arasında ki bir nefesi beklercesine
Bir umut
Bir çığ, taneciklerini dolandırıyorken en başında ömrümün
Gün geçtikçe büyüyorken bu naif kar yığını
Titrek ellerini ısıtmıyor hiç bir ateş..


Ben ise;
Savaşlar var diyorum.
Tarih kitaplarında,tozlu raflarda,tarihleri belli ölümlülerle dolu,zaferlerle taçlanmış savaşlar değil.
Yıkıntı içinde direnmeye çalışan ruhumuzdaki savaşlar..
Dinmiyor!
Ah bir dinse.. 
Aydınlığa çıksa gün,
           gün
              eş
                olacak kanayan yarama..

Dilek Polat/