22 Kasım 2019 Cuma

Seyrin Ola

‘İnsanlar birazcık unutkan
                biraz da vefasız...’’

                               Hüzün denilen romanı bilmem kaçıncı kez okuyorum umarsızca...
İnsanlar, öfkeye bulanan sevgilerinden tadamıyor hislerini... Kırık bir plak kadar işe yaramaz ve atmaya dahi kıyılamayacak kadar özel... İçimde boğuluyorum, içim yangın yeri, içim buruk...
Tam oldu diyecekken olamayan şeyler kadar kırıklıklar var hayallerimde... Çatlaklarımdan sızan koca bir umutsuzluk var boşluğa koy verdiğim...
Aynı şarkıyı başa sarıp dinlemekten yorulmadığım dakikalarıma eş değer şu durmaksızın büyüyen sevgim. Olmayacağını bile bile direnişim niye ki?
Varsın unutsun koca bir yılı, yeni bir milada selam verişimizi varsın es geçsin..
‘Güzel şeyler hep onları beklemediğiniz zaman gerçekleşir.’diyordu biri, ne mühim cümle oysa... Yarım bıraktığım çayımın ekşiyen tadı. Zamanı en hızlı biçimde öldürüyorken hala, gerçekleşmeyen umut beni geceye yakınlaştırıyor... Oysa gece gelmeden, henüz erken diyecek kadar taze isteklerim...
Yanı başımda kimi dilesem gitmesi de aynı oranda ve hızda oluyor...
                İSTEDİĞİN BUYSA EĞER, TAMAM ÖYLE OLSUN...
Neden diye soracak birini arıyorum. Yaşadıklarıma sebep veya bir suçlu ararcasına neden diyecek bir haldeyim.
Yaprak mevsimindeyiz...
İçimizde ki kurumuşluklara, solmuşluklara inat, bir başına dururcasına dik ve bir o kadar kimsesiz.
Cümlelerim karışıyor.. Kafam kadar narince bir yerlerde parmak uçlarım. Dudağımda hafif bir melodi eşliğinde;
‘Senin eserin çal oyna seyrin ola...’


                                                                          22.11.2019