mısın?
koca bir demet papatyam olmalıydıbelki de böyle doğardı güneş
ufacık papatyalar
beyaz yapraklı,ortası turuncuya çalmış sarı
fena mı ya?
birlikte izlerdik gün batımını
papatyalarla
...
fena mı olurdu?
sen ve ben
bir de ikimiz
ne kadar kalabalığız
ne kadar dolu hayatımız
ne kadar biziz sahi
ne kadarlık almıştık hayatı
ki
ne kadarını kullanacaktık?
doğanın kucak açışına bakar mısın?
ne kadar sevecen
tıpkı çocuklar gibi neşeli
dünyanın dönüşüne bakar mısın?
ne kadar sakin
ıssız bir ada misali
gülüşüme bakabilir misin biraz da?
içimde yarattığın aşk seni görünce gülüşüme sebep hazırlıyor
içimden yükselen coşku kahkahaya dönüşüyor
sen nasıl yapabiliyorsun bunları?
nasıl da merak ediyorum, nasıl da düşünüyorum bilir misin..
bunca şeyi o çok sevdiğim dokunuşundaki sihri bana aktaran parmakların mı yapıyor? yoksa o kızınca gerilen damarların mı?
öyle güzelsin ki..
geceler utanıyor güzelliğinden,
yalnız ben görüyorum güzelliği bilir misin?
yalnız ben tanıyorum göz bebeğinin içinde ki saklı cenneti,
ellerim üşüyor
ruhum titriyor
bedenime sığmıyor sanki
dişlerimi birbirine değdirmemek için sıktığımda kendimi damarlarım kasılıyor,ıssızlaşıyor bir bir
..
sevmenin bu denli coşkulu olduğunu görseydiniz ağlardınız
ama sizler ağlamayınız hıçkırıklara bulamayınız yüzlerinizi
sevmek öyle asildir ki
öyle başına buyruk
kah neşe kah hüzün dolu bir kutudur sevmek
kadını leyla erkeği mecnun edenlerden
tahir ile zühre gibi olanlardan
sevmek titrememek belki de,dişlerini birbirine değdirmemek
avuçlarının içini terletecek kadar sevmek!



