31 Ocak 2013 Perşembe

mısın?

koca bir demet papatyam olmalıydı
belki de  böyle doğardı güneş
ufacık papatyalar
beyaz yapraklı,ortası turuncuya çalmış sarı

fena mı ya?
birlikte izlerdik gün batımını
papatyalarla
...

fena mı olurdu?

sen ve ben 
bir de ikimiz 

ne kadar kalabalığız 
ne kadar dolu hayatımız 
ne kadar biziz sahi

ne kadarlık almıştık hayatı 
ki 
ne kadarını kullanacaktık?

doğanın kucak açışına bakar mısın?
ne kadar sevecen
tıpkı çocuklar gibi neşeli 

dünyanın dönüşüne bakar mısın?
ne kadar sakin 
ıssız bir ada misali

gülüşüme bakabilir misin biraz da?

içimde yarattığın aşk seni görünce gülüşüme sebep hazırlıyor
içimden yükselen coşku kahkahaya dönüşüyor

sen nasıl yapabiliyorsun bunları?
nasıl da merak ediyorum, nasıl da düşünüyorum bilir misin..

bunca şeyi o çok sevdiğim dokunuşundaki sihri bana aktaran parmakların mı yapıyor? yoksa o kızınca gerilen damarların mı?

öyle güzelsin ki..
geceler utanıyor güzelliğinden,
yalnız ben görüyorum güzelliği bilir misin?
yalnız ben tanıyorum göz bebeğinin içinde ki saklı cenneti,
ellerim üşüyor
ruhum titriyor
bedenime sığmıyor sanki
dişlerimi birbirine değdirmemek için sıktığımda kendimi damarlarım kasılıyor,ıssızlaşıyor bir bir 
..

sevmenin bu denli coşkulu olduğunu görseydiniz ağlardınız
ama sizler ağlamayınız hıçkırıklara bulamayınız yüzlerinizi

sevmek öyle asildir ki
öyle başına buyruk

kah neşe kah hüzün dolu bir kutudur sevmek
kadını leyla erkeği mecnun edenlerden
tahir ile zühre gibi olanlardan

sevmek titrememek belki de,dişlerini birbirine değdirmemek
avuçlarının içini terletecek kadar sevmek!







29 Ocak 2013 Salı

nasıl olurda ben?


sokaklar boyunca yürüdüm,
yeni aldığım ayakkabım bile ayağımı acıtmaya başlamıştı.bir an duraksayıp‘ortopedik bu’ diyen satıcıyı anımsadım,ne de güzel inanmıştım ama!neyse elimde bir kitap (yekta kopan-kediler güzel uyanır),tepemde bir güneş(en turuncusundan) ve kulağımda yankılanan bir parça (durme durme).günüm güzelleşiyor dedim kendi kendime, bundan daha iyisi ne olurdu ki?
..
kadehim boş duruyor, fazlasıyla silik duran dudağımın izini buluyor gözlerim ve yorgunluğum kademe atlayıp yatağa uzanmama sebep oluyor. üzerimde halen duruyor ceketim, boynuma sardığım şal ve hala sıcacık özlemim..
sokaklar boyunca yürüdüm,
kalabalığın arasından bir kedi misali süzülerek.
sahi ne kadardı yalnızlığım? -kollarımı açabildiğim kadar çok diye bir ses duydum kulaklığımdan içeri süzülen ses ile, bir an kafamı çevirdiğimde ufacık bir kız çocuğunun babasına sarıldığını gördüm. demek kollarını açabildiği kadar çok seviyordu babasını.aileler diyorum, ne özel şeyler.
insan yakınında olup da yaşayamadığı duygulardan muzdarip ne de olsa..
sorma azizim sorma, diye yineliyordu adam.6-6 gelen zarlarla keyiflenince, unutuvermişti az önceki efkarının sebebini. çünkü 6-6 gelmişti. düşünebiliyor musun 6-6 ?
ben hiç bir zaman 4-4lük bir hayat süremedim. hatta en sevdiğim 2 takımın maçı da 4-4 bitmedi.    6-6‘da bitmemişti neyse ki. 
..
eğer bir satırı 2 yada 3 kere okuyorsam,eğer okuyorsam gerçekten kafam dağılmış demektir.2 yada 3 kere.. ne kadar kararsız sayılar değil mi? tek mi çift mi? az mı çok mu? 
şarap kızıllığında düşlere uyandığım gecelerim var iken,
nasıl olurda ben? 
...