ben bilmezdim hangi rengi güzeldir ilkbaharın
oysa
konuşulacak bir çok konu vardı..
konuşulacak bir çok konu vardı..
hiç konuşmadık ki baharın gelişi hakkında,
papatyalar halimize ağladı.
papatyalar halimize ağladı.
sonra biz,
bir firari suçlu gibi,
güldük işte,kahkahalarla güldük.bir şeylere inat edermişçesine güldük.
onun dudakları gerildikçe gülmekten,benim kulaklarım çınlıyordu.
güzelleşiyorduk,tüm yıldızlar gibi güzelleşiyor, tüm ağaçların rüzgarla raksı gibi savruluyorduk.
tutunduk,
tutundum..
ve öylesine bir başına bırakılmayı öğrendi o gün havva kızı.
ne de olsa yarın güneş doğar, konar pencereme hüzün kovan kuşları,
ne de olsa ben,yaşarım bu dönmekten asla sıkılmayan yörüngeli dünyada.
ne de olsa..
sen,
bir başına o şehrin ışıkları altında yürür,
karşılaşırsın acımla,
acımızla,
hissizliğimizle,
sevgisizliğimizle,
bizi biz yapan tüm dünyevi duygularımızla..
ne de olsa söylemeye varmasa da dudaklarımız kulaklarımızda çınlayan o cümle gibi,çekingen,tutsak
ve işte.. öylesine;
bir
tek
ve eşsizdir hüzün baylar.
Dilek Polat



0 yorum:
Yorum Gönder