ve anladım ki;
o kadar çok yer gezdim ki çoğu zaman gittiğim yerlerin isimlerini unuttum.
o kadar çok benimdi ki dünya, içine sığamadım.
o kadar çoktu işte.
ardından uyandım..
çünkü uyanırsın, hep sonralarda uyanırsın.
önce maldivlere gittim.oturduk biraz sohbet ettik, sonra ona yemek hazırladım.çok suskun görünüyordu, sanırım maviyi sevmiyordu.düşündüm, neden gökyüzünü izliyordu o zaman?hep gökyüzüne bakardı, kirpiklerini seyrederdim o kırptıkça gözleri dolardı sanki.hiç hissettirmezdi.belki de hiç hissetmezdi.bilmezdim, çoğu zaman bilemezdim.çok tatlı bir ormana gittik sonra, orada da küçük kulübemizde kafa dinledik biraz, çok sessizdi.biraz kuş biraz rüzgar ve birazda yeşil vardı. ve bir de gökyüzü..pencereden dışarı bakardı, düşünürdü.o düşündükçe bende düşünürdüm, ne vardı onun gökyüzünde?bulamazdım,hiç bulamadım.
kalabalık bir sokağa girdik sonra, insanlar telaş içinde ve hızlı hareket ediyorlardı. ne kadar çabuk geçiyorlardı yanımdan öyle.kendimi durmuş bir saat gibi hissediyordum.
gökyüzüne baktı, bu sefer çokta uzun sürmedi.
ardından uyandım.
çünkü uyanırsın, hep sonralarda uyanırsın.
ve anladım ki gökyüzü onun boş tuvali gibiydi.hayallerini çizip,renklendirip yaşayabildiği gibi.
dilek polat-



0 yorum:
Yorum Gönder