neyimize gerek'miş ?
peki bu mavilik kimin gökyüzünün artığı?kenara atılmış olsaydı keşke,
tamamı bertaraf edilmişti.
siyahlıklar ondandır bilmeyiz;
bilmeyiz bu adamın neden elleri yok,
bilmeyiz neden görmüyor bir gözü,
bilmeyiz neden lal olmuş kelimeleri,
biz hiç bilmeyiz bacakları olmayan adamın koşamayacağını,
hiç bilmeyiz işte hiç kolları olmayanın sarılamayacağını..
tek şey biliriz; basmakalıplılığı
ki böyle bir tabir henüz doğmadı ki
tabir-i caiz mi? diye soralım.
neyimize gerek meyvesi ağacın?
bir köşesi kötülemiş deyip atacak olanlar biz değil miyiz?
neyimize gerek ki bir parça
''biz''lik,
''ben''lik,
''sen''lik..
tüm kişi zamirlerinin işine gelir,salça olmazlar dudaklarda.
bu duruma alışmak zor mudur sahi?
hiç sanmıyorum.
biz tek türümüzün mevcudiyetinin sonunu düşünmez haldeyiz,
yarın güneş doğmuş,çiçekler açmış,cemre düşmüş ne anlamı var?
ama dolar bir yükselse,altın artsa değmeyin keyfimize.
sen,
pardon siz bayım ya da siz hanımefendi
hiç sevmediğiniz o pırasayı sırf anneniz üzülmesin,emeği var diye yediniz mi?
önce kendinize sonra çevrenize bir saygı yarattınız mı?
ya da birazcık sevgi de olur.
evet siz;
yaşamın tadına henüz bakmadınız değil mi?haklısınız daha çok vaktiniz var.
henüz tadı yok gibi geliyor ama yol kısaldıkça ya da gördükçe ileride ki o küçük yeşillikleri farkına varıyor insan.
geç olmadan diyorum bayım,
evet geç olmadan hanımefendi,
yaşamayı deneyelim.



0 yorum:
Yorum Gönder