su geçirmez dakikalar
Pardon bayım sizi rahatsız etmek istemezdim.Ben sadece
görmek istedim bu nedenle rüyanızdayım..
Bazen zaman yerinde kalıyor inanır mısınız?
Bu pili bitmiş bir saatin durması gibi değil ya da akrebin
yelkovana küsmesi,küçükken istop dendiğinde durulması gibi de değil.
Nasıl anlatacağım bir bilebilsem dedim sonra.
Sandalyeler bir
bir ayaklandı.Yanağıma çarptı çıkardığı o hafif rüzgar.. Belki banaydı bu
öfkesi sandalyelerin, belki sana, belki de tüm insanlığa.
Kim tanıyordu o ağlayan kızı?Yapma ben hep
gülerim.Mutsuzluk için çok
geç,avuçlarıma bakmalısın.O uzun çizgilerin uzun yollar getirdiğine
inanarak,ucunda ki esrarı yüreğime dokundurarak..
Aptalım diyordu kedi, neden dört ayağımın üstüne düşüyorum
her seferde?
Bıçağın morluğu güneşe bulanmış.. Bu bir kan değil ki deyip geçiyor
sonra.Aptalım diyor kedi,ağaçlar neden kırmızı? Şimdi de koşuyor.Gördüğü tonla
insan var,kocaman suratlar,kocaman çanta dolusu evraklar,ulaşmamış
mektuplar,unutulup sulanmamış çiçekler,tabağın kenarında bırakılmış birkaç
pirinç tanesi ve hep bir sonraya ertelenen ziyaretler …
Biliyor musun bu saydıklarım hiçbir zaman yapılmadı.
Hiçbir zaman adamın gülüşü kocaman olmadı,hiç bir zaman o
mektuplar yerine ulaşmadı,hiçbir zaman o susuzluktan solan çiçekler yeniden
açmadı,hiçbir zaman tabakta ki pirinç tanecikleri arkamızdan ağlamadı ve o
ziyaretler hiç mutlu anlarda kapımızı çalmadı…
Neden diyor soruyor insanlar,işte bu yüzden.Hep bir sonraya
ertelemekten,görmezden gelmekten..
Hiç kimse siz öldükten sonra yeni bir devirde
yaşamıyor.Dünya aynı,yerinde sayan günlerden ibaret..
Malesef İbn-i Sinanın
bulduğu ölümsüzlük iksirini uçuran rüzgar asla onu geri
getirmedi.Gelmiyor,giden bir çok şey gelmez.Senin,benim,bizim çaldığımız tonla
umut,tonla hayal ve yaşanmışlık geri gelmiyor..
Sadece ağır geliyor hepsi bu!Ruhunu yok edene kadar…



0 yorum:
Yorum Gönder