Ufak tefek sevgiler.
Küçücüktük ..
Henüz sırt çantasını kaldıramayan bedenim aşkını sıkıca kavramıştı ruhuma.. Hiç bırakmamak üzere,herşeye rağmen ve direnircesine..
5 yaşındaydım.Sıcacık bir havada önlüğüm üzerimde dilime dolanan şarkı eşliğinde dik yokuşu tırmanıyordum.annem ise neşeme yüzündeki gülümseme ile karşılık veriyordu.
'Anaokulunu seviyordum.Tamam itiraf edeyim okulu değil,hergün onu görmeyi seviyordum.Oynadığımız oyunları seviyordum ve bana bakıp içimde bıraktığın o gülücükleri.'
Sınıfa girdiğimde çoktan annemle vedalaşmıştım.Okulun 2.Haftasının ilk günüydü bu gün. Yandan örgülü uzun saçım boynumun sol tarafını kapatıyordu.Kırmızı önlüğümle beyaz çiçekli (pembe) çoraplarım ve saçıma taktığım kurdale birlikte uyum içinde cıvıldayarak gülümsüyordu çevresine.Sınıfta iki tane çok iyi arkadaşım olmuştu.başımdan geçen komik olayları veya kötü olayları onlarlarla paylaşıyordum.Ama henüz ilk tuhaf hisi anlatmamıştım onlara.İçimde uçuşan bu garip kelimelerin karşılığını henüz bulamamıştım..
Karşı masada oturuyordu.İlk olarak çizgi film izledik. daha sonra da temiz hava almak için okulun bahçesine çıkmıştık.
Ve herşey o anda başladı ..
..
Dışarıda oynayacağımız oyunun adı 'yakalamacılık' tı.Çok koşmamız gerektiğini belirttiğinde öğretmenimiz ben oyunu dışarıdan izlemeye karar vermiştim.Çünkü nefesim daralıyordu ve rahatsızlanıyordum.Arkadaşlarımın yanında bu duruma düşmeyi istemezdim.Karşıdaki banka oturup, bir yandan saçımdaki kurdale ile oynuyor bir yandan da öğretmenimin oyunu anlatışını dinliyordum.Ve oyun başlamıştı.Herkes bir taraflara kaçıyordu.'ebe' olmayı istemiyorlardı.Fakat herkes oyunu oynamak için gülerek bir taraflara kaçışıyorken aralarında o yoktu .. Gözlerim kalabalığı arıyor ve onu göremiyordu.daha sonra tam karşımda belirdi,yanıma doğru ağır adımlarla geliyordu.Ve ben onu gördüğüm andan itibaren kalbim deli gibi atmaya,gamzelerim mutlulukla görünmeye ve başım dönüp miğdeme ağrılar girmeye başlamıştı. Ne diyorlardı bu ağrıya ?
A ş k mı?
Beni bu denlice sersemleştirip minik bedenimi yorgun düşüren şeyle ilk tanışmamızdı..
Yanıma geldiğinde 'neden oynamıyorsun?' diye sormuştu. Böyle birşey sormasını bekliyordum evet ..
'Biraz hastayım' diyebilmiştim.. Bu hastalığın bir de yan etkilerine yenisi eklenmişti.. Düşüncelerim çarpışıp duruyordu beynimde.'Neyin var?' demesiyle biraz öncemsendiğimi hissetmiştim nihayet.. Öyle ce durup bakması öğretmenimizin ilgisini çekmişti birde..
Oda yanımızda belirdi 'bir sorunmu var çocuklar ? ' diye..
Evet öğretmenim tek sorun onun suçlu olması diyecektim.Fakat henüz anlamından bile emin olmadığım bir hisin merkezini çalıp giderken ardında götürmesi belkide tuhaf değildi.
Onunlayken yakaladığım mutluluk onsuzken hüzüne dönüşüyordu.
Biraz büyüdüm ve şimdilerde anlıyorum o zamanlar hissettiğim ağrının anlamını 'aşk' ..
Her ne kadar 3 harf ile yazılıyor olsada,tek hece ile okunuyor olsada..
En ufak bir sorunda paramoparça ediyor hayatını ..
Toplaması zor küçük parçaları ..
Dilek Polat - 01Aralık2010



0 yorum:
Yorum Gönder